Ya oldugun gibi görün ya da göründügün gibi ol

Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol

Şefkat ve merhamette güneş gibi ol

Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol

Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol

Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol

Hoşgörülükte deniz gibi ol

Ya oldugun gibi görün ya da göründügün gibi ol

Mevlana’nın bu altın ögütleri kamil bir insanın nasıl olacagını vurgularken kişisel gelişimin temel taşlarını belirliyor. Bütün bu özelliklere sahip olmanın yolu da SEVGİ’den geçer. Kendisini seven ve kendisi ile barışık olan insan bu ögütleri kolayca yerine getirir ve dünyaya ve diger insanlara bakışı da kendine baktıgı gibi olur. İşte İKEBANA’nın felsefesi ile örtüşen kısım burasıdır. İkebana  yaparken hem dış dünyayı,dogayı gözlemleriz hem de iç yolculugumuza çıkarız ve bizi rahatsız eden  özelliklerimizden arınmaya çalışırız. Yani Mevlana’nın ögütlerini yerine getirmeye çalışırız.

                                   unnamed

 

Dogaya dön bak

20140326_165903_8_bestshot

“Yanıt bulamadığınızda dönün doğaya bakın…
Doğa size gerçeği anlatır…
Doğa ilkelidir…
Dürüsttür…
Mısır ektiğinizde asla hıyar çıkmaz…
* * * * * *
Geyikler…
Arılar…
Balıklar…
Kurt kurttur…
Kuş kuş…
Neyse odur…
Ne sincap kılığında kuş vardır,
ne kurt kılığında çakal…
* * * * * *
Doğa size asla yalan söylemez…
Ateşin yaktığını, karın dondurduğunu…
Dikenin battığını, bataklığın çektiğini…
Yağmurun ıslattığını bilirsiniz…
Merttir doğa…
* * * * * *
Doğa akıllıdır…
Papatya soğukta açmaz…
Kavaklar baharı bekler…
Ne balıklar kumsalda gezinmeyi dener, ne de kırlangıçlar kışın kuzeye, ne leylek sıcaklarda güneye uçar…
Turnalar en akıllı kuşun peşine sıra sıra dizilip, belki de hiç görmedikleri sıradağları aşarak, ovaları, denizleri geçerek, hiçbir insanın pusulasız, haritasız bulamayacağı verimli yaylaları asla sapmadan bulurlar…
Öndeki akıllı turnanın peşinden…
Hiçbir canlı türü en aptallarının peşine düşmez doğada…
* * * * * *
Doğa ödünsüzdür…
Ne ırmaklar dağlara yenilir, ne ağaçlar rüzgara…
Şimşek çakacaksa çakar…
Yer yarılacaksa yarılır…
Fırtına kopacaksa kopar…
* * * * * *
Doğada güçlü olmanın onuru vardır…
Bir başı karlı dağ, bir aslan, bir şahin…
Ya da bir yunus…
Ya da bir çekirge…
Karınca dahi gücünü özgürlüğünden alır…
* * * * * *
Hani “eşekler” bu yazının neresinde
diyeceksiniz…
Ben de onu diyordum zaten…
Hani bunun eşeği?..”

Teşekkürler, Bekir Coşkun

Şehrin stresinden kurtulmak için bir hobiniz var mı?

fotoğraf 1 (16)                     unnamed (35)

Yapmak isteyip de yapamadıklarınız veya yapmamak isteyip de yaptıklarınız oldu mu hiç ? Anlamsız bir soru degil mi? Hepimizin vardır böyle durumları…

Hani insan ne yapmak istedigini bilemez, ne yaptıgının da farkında degildir, yahut yapmak istemedigi bazı şeyleri yapmak zorunda oldugunu hisseder, yani bir kaos içindedir. Böyle zamanlarda ne yapmalı ki bu kaosdan kurtulmalı…

Bu durumları sık sık olmasa da muhakkkak yaşamımızın degişik zaman hepimiz dilimlerinde yaşıyoruz.

Bizim nesil maalesef hobi kültüründen yoksun büyüdü. Çünkü anne babalarımızın da hobileri yoktu.Günümüzde boş zamanlarında ne yaparsın deyince,kitap okurum diye cevap veriliyor. Oysa kitap okuma hobi degildir, yapılması gereken bir aktivitedir. Zira kişisel gelişim için gereklidir. Görgü,bilgi arttırmak için gereklidir.Okulda okuduklarımızın üstüne koymak için gereklidir. İlişkilerimizi geliştirmek için gereklidir.Merak ettiklerimizi arttırmak için gereklidir……

Şimdi diyeceksiniz ki ; bütün bunlar internette de yapılır, üstelik daha kısa sürede yapılır. Ama ben de diyorum ki;bilgisayarın karşısına geçince,yaptıgı bagımlılıktan dolayı,başından kalkmak kolay olmuyor.Lüzümsuz vakit de kaybediyoruz.

Diyelim ki;kitap işini internetten e-kitap v.s. ile halledebiliriz.Peki saatler boyunca maruz kaldıgımız radyasyona ne diyeceksiniz? Eline kitabı alıp okumanın zevkini bilemeyecek nesiller yetişiyor maalesef. Oysa güzel havalarda,yakınınızdaki parka gidip açık havada kitap okumanın keyfini bilir misiniz? Günümüzde insanlar bilgisayarı ile gidiyor parka veya kafeye….İnanılmaz bir tablo….Kafede arkadaşları ile buluşan gençler bir taraftan internetteler,bir taraftan sohbet etmeye çalışıyorlar. Nerede kaldı samimiyet..

Peki kitap okumayı bırakalım,esas hobilere gelelim. Neler olabilir.? Resim yapmak, tahta boyamak,takı yapmak,dans dersleri almak,pilates yapmak, yoga yapmakv.s. diye uzatabiliriz…Dogaya çıkıp yürüyüş yapmak gibi bir hobi olabilir mi ? Neden olmasın? Tek sorun yürüyecek doga bulmak. Bugün böyle bir sansımız kalmadıgına göre , doga ile ilgili ne yapabiliriz.

İşe burada devreye İKEBANA giriyor. İkebana’nın özü olan dogayı evimize getirmek tam da bugünkü dünyaya uygun. Teknolojının içinde bogulmuş olan bizler dogayla , çiçekle buluşmadıkça şehir hayatının stres ve sıkıntılarından kurtulamayız.İkebana yapmak bizi  rahatlatır,stresimizi alır. Japonya’da her kurumda, her dükkanda, her evde yapılmış bir ikebana vardır. Günlük hayatlarının bir parçasıdır. Ülkemizde de çiçek çok sevilir. Köşe başlarında satılan çiçekleri alan hanımlarımız onları hemen vazolarına koyup bir hafta-10 gün ona bakarlar. Her vesile ile çiçek gönderilir ülkemizde  Dogum,ölüm,sünnet,nişan,söz,sevgililer günü,yaş günü,evlilik yıldönümü,çeşitli törenler,bayramlar,davetler….

Bütün bunlar demektir ki,İKEBANA yapmayı bir hobi olarak ögrenmek çok akılcı ve huzur vericidir.Özellikle okul çagı cocukları olan anneler, yavrularını teknolojının kurbanı yapmamak için onların İkebana ögrenmesini  saglayabilirler. Yetişkin ve 7-12 yaş grubu ikebana dersleri yaz tatilinde de devam edecektir.

Sevgi ve çiçekle kalın.